
Seyid Ali Gaemmagami
Türkiye dış işleri bakanı Ahmed Davutoğlu Türkiye‘nin PYD lideri ve eş başkanı Salih Müslim ile görüşmelerinin pazarlık niteliği taşımadığını ileri sürerken PKK ile Çözüm sürecine paralel olarak Ankara’nın demokratik birlik partisi-PYD’yle de tutumunu değerlendirmesinden daha doğal bir şey olmadığını söyledi.
Davutoğlu Türkiye hükümetinin gerek PYD ile konuşurken, gerekse PYD dışındaki Kürt gruplarla konuşurken temel ilkesinin herhangi bir grubun diğeri üzerine etnik bir baskı oluşturması, Suriye’de etnik çatışma ve Kürtler arasında bir çatışmanın çıkmasına engel olmaktan ibaret olduğunu, Çözüm süreci bağlamında PYD’nin çözüm süreciyle ilgili bir pazarlık yapıldığının söz konusu olmadığını, Türkiye’nin güvenliğine herhangi bir şekilde tehdit oluşturacak bir grupla görüşmenin söz konusu olamayacağını, barış ve çözüm süreci yürürken PYD’ye tutumumuzun yeniden değerlendirilmesinin doğal olduğunu söyledi.
Türkiye hükümeti Amerika ve AB’nin isteği üzerine PKK ile çözüm süreci görüşmelerini son yıllarda başlatıp sürdürdü. Türkiye başbakanı Oslo görüşmelerinin ifşa edilmesi ardından kim ki böyle bir görüşmenin yapıldığını iddia ediyorsa şerefsizdir, diye kınadı. AKP hükümeti ayrıca görüşmeler konusunda hedef saptırmak için komşu ülkeleri suçladı. Fakat PKK ile anlaşma sağlandığı, PKK’nın silahsız bir şekilde Türkiye topraklarını terk edeceği ileri sürüldü. Fakat bu iddiaların hiç birisi gerçeği yansıtmadı. PKK-PYD’nin Suriye’nin Kuzey bölgesinde özerklik ilan etme girişimleri Türkiye Hükümetini korkuttu. Davutoğlu ise gelecekte Suriye devrim Meclisinin böyle bir karar almasına saygı göstereceklerini belirtip, PYD’yi bu kararından vazgeçirmeye çalıştı. AKP hükümeti, Amerika ve Fransa ile İngiltere sömürgeci güçler başta olmak üzere gerici dikta Katar ve Suudi hanedan rejiminin işbirlikçisi olarak Suriye’de tekfirci terör örgütlerini silahlandırıp destekleyerek Suriye’de demokrasi ve özgürlük adına yapılan yıkım ve katliamlara ortak oldu. Fakat bir türlü Amerika ve NATO’yu Suriye’ye müdahale etme sürecine sokamadı. Amerika Suriye krizi konusunda Türkiye’yi yüz üstü bıraktı. Türkiye ise bir taraftan selefi-Vahhabi terör örgütlerini destekliyor, diğer taraftan Suriyeli Kürtlerin bazı bölgeleri de ele geçirmelerini önlemek için Suriye Türkmen ordusunu kurdurup silahlandırmıştır. Daha doğrusu Suriye’de etnik çatışmaları körüklemeye çalışıyor. Ankara hükümeti diğer taraftan Kürtlerle Arapları da çatıştırmaya çalışıyor. Nitekim Türkiye hükümetinin kurdurduğu sözde özgür Suriye ordusuyla El-Kaide’nin PYD ve diğer Kürt guruplardan oluşan Cephetül-Ekrad arasında çatışma başlattıkları belirtiliyor. Nitekim El Kaide ile PYD arasında, Türkiye sınırına yakın bölgede yaşanan çatışmalar sürüyor. Kürt sivillerin tekfirci terör çetelerce kaçırılıp katledilmesi söz konusudur. Sözde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Halep Askeri Konsey Başkanı Abdulcebbar Akidi, PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye karşı etkin bir mücadele başlatacaklarını PKK’ya bundan sonra acımayacaklarını, Tevhid Tugayına bütün askeri malzemeleri vereceklerini Eğer imkanları olursa PKK-PYD’nin köklerini kurutacaklarını söyledi. AKP hükümetinin sözde ‘Arap Baharı’ ve Suriye konusunda stratejik müttefiki Fars Körfezi işbirliği konseyine üye ülkelerinin gerici, Siyonist rejim işbirlikçisi ilkel ve bağnaz kral, emir ve şeyhlerinin tümü Suriye’de yıkım ve katliam yapan terör örgütlerini desteklerken Erdoğan hükümetinden farklı olarak Mısır’daki askeri yönetimden yana hareket ediyor. Erdoğan Amerika ile model ortaklık kurmak ve stratejik ortak olmakla övünmesine rağmen, Amerika dış işleri bakanı Kerry ise Amerika’nın Türkiye politikasını hiçe sayıp, Mısır ordusunun demokrasiyi yeniden inşa edip güçlendirmek için müdahale ettiğini vurguladı. Buna ilaveten Amerika ırkçı İsrail rejiminin doğu Akdeniz’deki doğal gaz yataklarını yağmalama girişimlerini desteklemek ve korumak için Türkiye hükümeti ve ordusunu bu bölgede tehdit kaynağı olarak nitelendirdi. Türkiye hükümeti Suriye başta olmak üzere Ortadoğu ve Arap bölgesinde Amerika ile işbirlikçi Arap rejimlerinin desteğini kaybetmişe benziyor. Buna rağmen Türkiye hükümeti Suriye konusunda yeni bir tehlikeli oyun başlatmaktadır. Nitekim Irak’ın Meşru ve Merkezi Hükümetinin izni ve onayı olmadan, Irak Kürdistan’ı yerel hükümeti başbakanı Neçirvan Barzani’nin Türkiye ziyaretinde yapılan anlaşmaya göre, Suriye topraklarında insani koridor örtüsü altında Suriye topraklarının sınır bölgelerinde mülteci kampları ve daha doğrusu Türkiye topraklarında olduğu gibi tekfirci terör yuvalarını oluşturmaya, onların güvenliğini sağlamaya, kurtarılmış bölgeler oluşturmaya ve Türkiye ordusunu Suriye üzerine sürmeye çalışıyor. Bunun anlamı da Suriye topraklarını işgal ve savaş ilan etmektir. Çünkü Suriye ordusuyla Türkiye ordusu karşı karşıya gelebilecek. Böylece batılı emperyalist güçlerle Siyonist İsrail rejimi iki Müslüman ülkenin savaşa girmesinden dolayı büyük bir sevince kapılacaktır. Böyle bir savaş ise Suriye topraklarıyla birlikte Türkiye topraklarının da parçalanmasına, Türkiye’de kavmi ve mezhebi bir iç savaşın ortaya çıkıp yaygınlaşmasına sebep olacaktır.